Gündem

“ABD’de salgın nedeniyle 1 milyon kişi hayatını kaybetti, ancak kim sorumlu?”

ABD’de COVID-19 salgını nedeniyle hayatını kaybeden 1 milyon kişiyi anmak için 9 Mayıs’ta Washington Ulusal Katedrali’nin çanları bin kez çaldı. 1 milyon akıl almaz bir rakamdır. Rakamın büyüklüğünü anlamak için bir düşünün; bu, her 330 ABD vatandaşından birinin salgın nedeniyle hayatını kaybetmesi ve ülkenin 10’uncu kenti olan San Jose’deki nüfusa denk bir nüfusun yok olması anlamına geliyor. 1 milyon sadece bir sayı değildir. ABD’deki 1 milyon aile yakınlarını kaybetti ve bunun getirdiği büyük acıyı hala gönüllerinde taşıyorlar. 200 binden fazla çocuk anne ve babasını kaybedip öksüz kaldı.

     İngiltere merkezli “The Guardian” gazetesinde yer alan bir haberde, 332 milyon nüfusa sahip olan ABD’de salgının sebep olduğu sürpriz ölüm oranının, ülkedeki birçok sosyal sorunu yansıttığı belirtildi. ABD merkezli “TIME” dergisi tarafından yayımlanan bir makalede, ABD’nin siyasi sisteminin bu trajedinin sorumluluğunu üstlenmesi gerektiği bildirildi. Evet, siyasi partiler arasındaki çatışma, ırkçılık ve siyasi yönetimdeki eksiklik, söz konusu trajediye neden oldu.

   Sözde ABD demokratik sisteminde, Demokratik Parti ve Cumhuriyetçi Parti arasındaki çatışma nedeniyle ABD salgını kontrol altına alma fırsatlarını yakalayamadı. İki parti, salgınla mücadele sürecinde “seçim kampanyasına odaklanması, bilim yerine siyasetin geçirilmesi, salgının yurtiçinde etkisinin kasten azaltılması ve salgının sorumluluğunun başka ülkelerin üzerine atılması” gibi faaliyetlere başvurdular. İki rakip parti, bu siyasi oyunda kendi çıkarlarını korumak için halkın can güvenliğini hiçe saydı. Söz konusu ABD siyasi sistemine özgü sorun, ABD’li vatandaşların büyük acısı haline geldi.    

   ABD’nin siyasi sisteminde çoktan beri çözülmeyen ırkçılık sorunu salgınla mücadele sürecinde iyice ayyuka çıktı. Örneğin, ülkedeki Afrika kökenli ABD’liler, Latin Amerikalılar ve yerli halkın COVID-19 virüsüne yakalanma oranı ve salgın nedeniyle ölüm oranı, beyaz ABD’lilerin iki katı oldu. Azınlıkların ve düşük gelirlilerin yaşadığı bölgelerde aşılanma oranı düşük kaldı. Amerikan Tıp Derneği Dergisi (JAMA) tarafından kısa süre önce yayımlanan bir yorumda, söz konusu durumda siyasi politikaların etkisinin olduğu, bazı politikaların bilinçli, bazılarının ise bilinçsiz olduğu ifade edildi.

  ABD yönetimi ekonomiyi canladırmak için, COVID-19 virüsüyle bir arada yaşama tavsiyesini ileri sürdü. Bazı yetkililer, “Yaşlıların canı pahasına ülke ekonomisi kalkınacaktır.” diye açıklama yaptı. Ekonominin canlandırılması ABD’de kime fayda getirdi? İstatistik verilere göre, 2020 Mart ayından 2021 Ekim ayına kadar, ABD’deki milyarderlerin varlığı 2 trilyon 70 milyar dolar arttı. Yoksulların canı pahasına zenginlerin refahının sağlanması, ne kadar ironik değil mi?

  Diğer yandan, ABD’nin siyasi yönetiminde eksiklikler salgınla mücadeleyi etkiledi. Örneğin, ABD Anayasası’na göre kamu sağlığının korunması eyaletlerin sorumluluğundadır. Bu yüzden, ABD’nin valilikleri yalnız kendi eyaletlerindeki salgınla mücadele çalışmalarını gerçekleştirdi, ülke genelinde salgınla mücadele çalışmaları koordinasyonlu olarak gerçekleştirilmedi. Bunun yanı sıra, iki parti arasındaki çatışmanın sebep olduğu toplumun parçalanması nedeniyle, ABD Federal Hükümeti’nin salgınla mücadele politikaları ülkede yerine getirilemedi.

  Şu an, salgın yine devam ediyor. Her gün ABD’de yaklaşık 360 kişi salgın nedeniyle hayatını kaybediyor. ABD yönetiminin söz konusu siyasi sorunları çözmemesi durumunda, yeni trajediler dünyayı tekrar şaşırtabilir.  

Kaynak Çin Uluslararası Radyosu
Hibya Haber Ajansı

Etiketler

Berkan Yıldırım

1992 doğumlu. Eskişehir Üniversitesi Radyo Televizyon ve Sinema bölümü 3. sınıf öğrencisi. 2 yıldır çeşitli dergilerde editörlük görevi yapmaktadır. En büyük hayali ulusal bir gazetede editörlük görevine devam etmek.

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Başa dön tuşu
Kapalı
Kapalı