Gündem

Akşener ve Babacan, gündemi değerlendirdi

Ziyarette Meral Akşener’e Genel Başkan Yardımcıları Şenol Sunat, Cihan Paçacı, Ahmet Kamil Erozan ve TBMM Grup Başkanvekili Lütfü Türkkan eşlik etti. DEVA Partisi’nden ziyarete gelen heyette ise Genel Başkan Yardımcıları Sadullah Ergin, Birol Aydemir, Abdurrahman Bilgiç ve Nazlı Seda Vural bulundular.

Ziyaret sonrası Akşener ve Babacan ortak basın açıklaması yaptı. Babacan, ülke gündemindeki konuları değerlendiklerini, çözüm konusunda yapılacak önemli çalışmaları da değerlendirdiklerini belirterek şunları söyledi:

“Ülkemizin şu andaki yönetim sistemi ile ilgili ciddi sorunları var. Aynı zamanda ülkeyi yönetenlerin zihniyeti ile ilgili ciddi sorunlar var. Parlamenter Sistemle ilgili önümüzdeki dönemlerde yapacağımız çalışmaları değerlendirdik. Türkiye’nin güçlendirilmiş bir parlamenter sisteme gerçekten ihtiyacı var. Bu sistemin detaylarının biraz daha çalışılması gerekiyor. En azından bir yönelim ilke ve hedefler seti üzerinde çalışmak gerekiyor. İYİ Partinin de bu konu ile ilgili bir hazırlığı var son aşamalarına gelmiş durumda. Bizim de bir süredir üzerinde durduğumuz benzer nitelikte bir çalışma var, bir vizyon belgesi üzerinde çalıştık. Bundan sonraki süreçte karşılıklı olarak çalışmalarımızı istişare etmek konusunda bir diyalog süreci başlatmayı kararlaştırmış olduk. Ülkemiz ve milletimiz için hayırlı olsun diyorum”

TÜRKİYE’DE BİR BAŞKA İSTİŞARE ALANINI BAŞLATMIŞ OLUYORUZ

Akşener konuşmasına, Genel Başkan ve arkadaşlarına teşekkür ederek başladı. Türkiye’de bir başka istişare alanını başlatmış oluyoruz diyen Akşener şunları söyledi:

“Genel Başkanların neredeyse birbirine merhaba demediği bir atmosferde yaşanıyor. Halbuki, siyasi parti dediğiniz zaman Türkiye’nin sorunlarına bir perspektiften çözüm üreten organizasyonlardır. Şöyle bir sorun var, biz böyle bir yoldan çözeceğiz demektir. Dolayısıyla birbirlerine düşman değiller, İstişare edilerek daha güçlü adımlar atılabilir. Biz ziyaret ettik bize iade-i ziyarette bulundular, bu ziyaretleri çok önemli buluyorum ben. Çünkü tepedeki aşırı çirkin dil sahada insanlara yansıyor. Halbuki, Türkiye’de konuşulması gereken çok daha farklı problemler var. Ben Anadolu’yu geziyorum ilçeleri geziyorum açım diyen kadınlar var, bebeğime mama alamıyorum diyen kadınlar var, evden dışarı oğlum çıkmıyor gündüz uyuyor gece oturuyor diyen anneler var, siftah yapamayan esnaf var bunları konuşmak, hangi çözümleri anlatmak yerine bizi ayıran çok çirkin bir dille oluşturulan bir atmosfer var. Biz bunun dışına çıkarmak amaçlı adımlar atıyoruz. Deva Partisi’nin çok değerli Genel Başkanı Ali Babacan ve arkadaşlarında aynı tavrı ve tutumu memnuniyetle gördük. Türkiye’nin toplumsal barışının sağlanmasında bu tür görüşmelerin, bu resmin çok önemli olduğunu düşünüyorum. Sorunların üzerinden tek tek geçtik birçok konuda benzer bakış açılarımız olduğunu gördük.

Bizim iyileştirilmiş güçlendirilmiş parlamenter sisteme geçiş dediğimiz bir çalışmamız var. Bizimki bir anayasa değişikliği ya da anayasa yapmaya yönelik çalışma değil, bir sistem tasarımı. Her iki siyasi partinin de yaptığımız çalışmalar elbette kamuoyu ile paylaşılıp görüşler, eleştiriler, tavsiyeler alınacak ve iki grubun birbirleri ile görüşmesinin doğru olacağına kanaat ettik.”

YENİ ANAYASA SIFIRDAN BİR ANAYASA YAPMAK GİBİ BİR İDDİA İSE O ZAMAN İKİNCİ CUMHURİYETİN KURULUŞU ANLAMINI TAŞIR Kİ, BUNUN CEVABINI ALMAMIZ GEREKİYOR

Akşener, gazetecilerin, Anayasa Mahkemesi Başkanı ile görüştü Sayın Cumhurbaşkanı ve Bahçeli görüşmeleri nasıl değerlendiriyorsunuz? Sorusuna şu yanıtı verdi:

“Yeni Anayasa ile ilgili Sayın Erdoğan konuştuktan sonra konuşanları takip ettik ve her biri başka bir şey söyledi. Meclis Başkanı başka bir şey söyledi, Sayın Abdülhamit Gül başka bir şey söyledi, Sayın Bahçeli’nin açıklaması çok başka bir şey. En minik ortak yani Vatan Partisi’nin genel başkanının söylediği çok başka bir şey. Kim ne söylüyor bunu bilmiyoruz. Partili cumhurbaşkanlığı sistemi 2017’de kabul oldu fakat hukuki zemini hala en son vatandaşın seçtiği Cumhurbaşkanının hatta Meclis’in seçtiği Cumhurbaşkanının hukuki olarak yetkilerinin çerçevesi içinde yemini bile aynı. Bugün cumhurbaşkanını yaptığı işler o günkü kanunlar üzerinden tanımlandığı zaman bir çoğu hukuk dışı. O anayasa değişikliğinin hukuki çerçevesi midir bu söylenen onu bilmiyoruz. Ama yeni anayasa dediğiniz zaman sıfırdan bir anayasa yapmak gibi bir iddia ise o zaman ikinci cumhuriyetin kuruluşu anlamını taşır ki, bunun cevabını almamız gerekiyor. Anladığım kadarıyla Sayın Erdoğan bunu söyledi arkada da bir hazırlık yok benim şahsi fikrim yine bir yün yumağı attılar insanları bu işe dolandırıp gariban çiftçinin, bebeğine mama alamayan kadının, siftah yapamayan esnafın, üretim dışı kalmış sanayicinin derdi konuşulmadı yeni bir süreç olarak ben böyle okuyorum.

ALT MAHKEMENİN ANAYASA MAHKEMESİ KARARINA UYMAMA CESARETİNİ NEREDEN ALDIĞINI HEPİMİZ ÖĞRENDİK

Babacan ise aynı soru ile ilgili görüşlerini şöyle aktardı:

“Yeni anayasadan bahsedenlerin mevcut anayasa saygılı olduklarını ve mevcut anayasa hükümlerine uyulması gerektiğini bilen kişiler olması lazım. Oysaki şu anki yönetim mevcut anayasaya uymuyor, anayasa mahkemesinin kararlarını bağlayıcı olarak kabul etmiyor. Anayasa Mahkemesinden gelen gerekçeli karar açıklamasında düşünebiliyor musunuz, bir ülkenin Anayasa Mahkemesi diyor ki, Anayasa Mahkemesi’nin kararlarına uyulmalıdır diyor. Bir ülkenin anayasa Mahkemesi niye bunu hatırlatmak zorunda kalsın. Anayasa Mahkemesi karar aldı alt mahkeme ben uymuyorum dedi. Cumhurbaşkanı da çıkıp uymayabilir dedi. Alt mahkeme buna uymama cesaretini nereden alıyor hepimiz öğrenmiş olduk. Yeni anayasadan bahsedenlerin öncelikle hukuka saygılı olduklarını, anayasa bağlı olduklarını, anayasanın kendileri için bağlayıcı olduğunu ortaya koymaları lazım, zaten uymadığınız bir metni değiştirmeye ne gerek var. Zaten uymuyorsunuz zaten anayasanın dışına çıkıyorsunuz o zaman değiştirmekle niye uğraşıyorsunuz.

EV GENÇLERİ DİYE VATANDAŞ GRUBU OLUŞTU

Bugün Türkiye’nin ciddi sorunları var, derin bir işsizlik sorunu var. Ev gençleri diye vatandaş grubu oluştu. Bugün yoksulluk intiharları gündemimize girdi. Gelir dağılımı bozuluyor, hayat pahalılığı herkesi yakıyor. Esnaf sıkıntıda, çiftçi sıkıntıda. Şu anda hükümetin yapması gereken bunlara acil çözüm üretmek. Bıraksınlar anayasayı onu biz çalışıyoruz. Onların anayasadan ne anladıklarının önemi yok uymuyorlar zaten, uymadıkları metni değiştirseler ne olur değiştirmeseler ne olur. Öncelikle mevcut anayasa uyduklarını göstersinler ondan sonra yeni bir metin üzerinde çalışsınlar. Bizim bu konudaki tutumumuz açık ve net.

İktidar ortakları kendi aralarında bir anlaşsınlar, ne istediklerine karar versinler biraz çalışsınlar ondan sonra toplumun önüne çıksınlar. Amaç buydu zaten memleketin önüne bir başka gündemi koymak geri çekilmek asıl derin problemleri görmemek için zemin hazırlamak. Bu oyunlar tutmaz, çalışsınlar ortaya somut birşeyler koysunlar bizde hepberaber inceleyelim. Gündem değiştirme oyunlarına düşmememiz lazım.

Bizim hazırlığımız sistem değişikliğine dönük. Yeni bir anayasa çalışmıyoruz. Sıfırdan bir anayasa çalışmıyoruz, sistemin kurulması ile ilgili anayasa değişikliklerini çalışıyoruz. Amaç burada gerçekten güçler ayrımının olduğu, yargının bağımsız çalışabileceğini sağlayan ve parlamentonun etkinliğini artıran bir yaklaşım. Onun ötesinde yeni bir anayasa yazmıyoruz.”

ETNİK AİDİYETLERİN, MEZHEP AİDİYETLERİN ÖTESİNDE BU ÜLKENİN NÜFUZ CÜZDANINA SAHİP BÜTÜN SEÇMENİN OYUNA TALİBİZ

HDP Parti ziyaretlerine başladı, İYİ Parti’den randevu isteyeceklerini söylediler söz böyle bir davet gelirse kabul edecek misiniz? İYİ Parti’nin Kürt seçmene yaklaşımı nedir sorunu Akşener şöyle yanıtladı:

“Henüz öyle bir talep gelmedi. Biz Türkiye’deki 83 milyonun oyuna talibiz. Etnik aidiyetlerin, mezhep aidiyetlerin ötesinde bu ülkenin nüfuz cüzdanına sahip bütün seçmenin oyuna talibiz. Bir kısım seçmeni ikna edebiliriz oyunu alırız, bir kısım seçmeni de ikna edemeyiz oyuna alamayabiliriz. Ben bir şeye takılmış durumdayım, Türkiye’deki Kürt seçmenin tümünün HDP’nin seçmeni olduğu varsayımı yanlış ya da X partinin seçmeni olduğu yanlış ya da Türkiye’de yaşayan Kürt seçmenin tümümü şu veya şu partinin seçmeni olduğunu varsaymak yanlış. Bu niye yanlış biliyor musunuz? Bu insanı maraba saymak anlamını taşıdığı için yanlış. Kürtler kimsenin marabası değil. Kim ikna edebilirse oylarını alır edemeyen alamaz. Türkiye’de şu anda değerler üzerinden yapılan bir kavga var.

Ben geziyorum ilçe ilçe esnaf geziyorum, Türk esnafla da karşılaşıyorum Kürt esnafla da karşılaşıyorum pek çok aidiyet sahibi insanla karşılaşıyorum ama hiçbiri aidiyetleri üzerinden bir soru ya da tespit yapmıyor. Siftah yamadığını söylüyor, oğul ya da kızının üniversite mezunu olup üç yıldır işsiz olduğunu söylüyor. Oğlunun ya da kızının iş bulamamanın getirdiği bir bunalımla evinden dışarı çıkmadığını söylüyor. Bütün bunları konuşmak varken ayırıcı noktalar üzerinden gitmenin iktidarın özel bir uzmanlık alanı olduğunu biliyorum.

DÜN İTİBARI İLE BU ÜLKENİN CUMHURBAŞKANI TARAFINDAN BOĞAZİÇİ ÜNİVERSİTESİ ÖĞRENCİSİ GENÇLER TERÖRİST OLDU

Türkiye’de ilginç bir şey oluyor. Bir Rektör Boğaziçi Üniversitesine atandı. Bu arkadaş kim? Bu arkadaş ak Parti’nin aday adayı. 20 yıldır iktidar olan bu siyasi parti bu arkadaşı doğru bulup, vasıflı bulmamış milletvekili listesine koyup seçtirmemiş ama 50 yıl evvel kurulmuş bir üniversitenin rektörlüğüne atandı. Boğaziçi Üniversitesinin hocaları içerisinde Ak Parti’yi beğenen hiç mi hoca yok elbette var. İlginç olan o hocalardan biri değil dışarıdan aday adayı olup aday yapılıp milletvekili seçtirilmemiş bir şahıs atandı. Boğaziçi Üniversitesini kazanmış ve orayı seçme nedeni geleneğine olan inançlı çocuklar orada okuyor. Hocası ile öğrencisi ile biz bunu istemiyoruz kayyum denildi. Atanma biçimini tartışabiliriz baştan aşağı yanlış ama şimdi bakın ne oldu fikirlerini söylediler ve dün itibarı ile Boğaziçi Üniversitesi öğrencisi gençler terörist oldu. Kim tarafından? Bu ülkenin Cumhurbaşkanı tarafından. Bunu çok yanlış çok sakıncalı bulduğumu ifade etmek isterim. O gençlere bir sözüm var, 31 Mart’a giderken çiftçilere Sayın Cumhurbaşkanı terörist dedi, esnafa terörist dedi, kendi partisine oy vermeyen Kürtlere terörist dedi, biz siyasilere zaten terörist dedi dün itibarı ile o gençleri dinlemek yerine onların sesini duyup ne dediklerini anlamak yerine onlara terörist dedi. Ben bu genç arkadaşlarımıza bu terörist kulübe hoşgeldiniz diyorum, aramıza hoşgeldiler.

O GENÇLERİ PROVOKATÖRLERDEN KORUMAZSANIZ SİZ SUÇLUSUNUZ

Bu arada Sayın Soylu ve Sayın Erdoğan’a da bir uyarıda bulunmak isterim, provokasyon elbette toplumsal olaylarda olur bu devletin görevi güvenlik güçlerinin görevi o provokatörleri ayıklamaktır. Bir şeyler söylemeye çalışan o gençleri hem o provokatörlerden korumazsanız siz suçlusunuz. İkincisi o gençlerin karşısına yeni tayin olmuş gencecik polisleri koyarsanız yine yanlış yaparsınız. Genci gence kırdırmanın bir yomunu bulmuş olursunuz ki bunu çok sakıncalı buluyorum. Siz terörist olarak baktığınız zaman o gençleri dinlemediğiniz zaman o gençlerin Türkiye’ye dair umudunu zaten yüzde 67’ye yakını yurtdışına kalmak isteyen gençlerin içine Türkiye’nin en güzide okulunun en parlak gençlerini de itmiş olursunuz. Devlet yönetmek ciddiyet ister cıvıklıktan kaçınılması gerekiyor. Provokatör varsa yakalayın ne işiniz var sizin dedi kodu yapmak dışında. Buradan da gençlere uyarıda bulunmak istiyorum haklıyken haksız duruma düşmeyin. Büyükleriniz sizi korumadığına göre, siz kendi haklı meselenizi haksız duruma düşürmeyecek tedbirleri alacaksınız. Bu mesele, Türkiye’nin içinde bulunduğu bu kötü durum elbette gidecek. Umutsuz olmayın ülkenize güvenin, bu arkadaşlar gidiyor. Bu dille bu davranış biçimi ile bir ülkenin yönetilmesi mümkün değil. Seçim kazanabilmek konuları saptırmak amaçlı ana gündemi konuşturmamak için gencecik insanları terörist ilan edemezsiniz. Bu cıvıklıktır, ciddiyetsizliktir.

BU HAFTANIN DÜŞMANI GENÇLER OLDU

Aynı soruyu yanıtlayan Babacan, “Hükümetin haftanın düşmanı panosu var. Çözüm üretemedikleri için her hafta yeni bir düşman üretiyorlar. Karşıtlık üzerinden, düşmanlık üzerinden görüntüyü kurtarmaya çalışıyorlar. Geçen haftanın düşmanı Boğaziçi öğrencileri oldu. Bizim dinimizin kutsalları vardır. Ancak münferit bir konuyu ele alıp, onun üzerinden büyük bir propaganda ve iletişim kampanyası başlatmak, Boğaziçili öğrencilerini şeytanlaştırmak bu ülkeye de bu ülkenin gençlerine de yazık. Ülkenin sorunlarının çözümü siyasetten geçiyor. Gerçek çözüm istiyorsak sitayeti çalıştırmamız lazım. Siyaset mekanizması ile çözüm üretmemiz lazım Şiddetin her türlüsüne karşıyız. Şiddet içeren eylemlere de polis ve devlet şiddetine de karşıyız.” Dedi.

KAOSU ÇIKARABİLİRSİNİZ, PARÇASI OLURSUNUZ AMA YÖNETEMEZSİNİZ

Akşener sözlerine ekleme yaparak, “Ben 80 öncesinin talebesiyim Sayın Erdoğan’ın yaşı var ama o dönemde top oynadığı için bilmesi mümkün değil. Haftanın düşmanı çok güzel bir sözdü bu algoritma bir süre işe yarar. O dönemin bir öğrencisi olarak söylüyorum bu tür gençlerin sinir uçları ile oynadığınız zaman doğru değildir. Kaosu çıkarabilirsiniz parçası olursunuz ama yönetemezsiniz yazıktır, günahtır bu ülkeye.” dedi.

20 KİŞİNİN 50 KİŞİNİN YEMEK YEDİĞİ RESTORANLAR KAPALI, TIKLIM TIKLIM KONGRELER SERBEST

Bir gazetecinin, Sağlık Bakanı’nın kalabalık alanlar konusunda uyarılarına rağmen, Ak Parti’nin il kongrelerinin tıklım tıklım dolu olmasını nasıl değerlendiriyorsunuz şeklindeki sorusunu Akşener, “Şimdi çok enteresan bir iş ele verir talkımı kendi tutar salkımı der atalarımız. 20 kişinin 50 kişinin yemek yediği restoranlar kapalı Ak Parti’nin bravo tıklım tıklım bizzat Sayın Erdoğan tarafından alkışlanan övülen kongreleri serbest, kafeler kapalı kongreler serbest, kahveler kapalı kongreler serbest. Adapazarı’nda bir genç hanım gelmişti aracılığınızla onun adına sesleniyorum, bir milyon lira masraf etmiş kafe kapalı, 30 milyon kira borcu birikmiş vermişler mahkemeye hem yatırımı gitmiş hem kafeden çıkarılmış, söylediği şey şuydu çocuğum var elektrik faturası geldi, doğalgaz faturası geldi, mama yok. Elektrik faturasını, doğalgaz faturasını ben nasıl ödeyeceğim. Sayın Erdoğan bu genç hanımın da sesini duy, Sayın Sağlık Bakanı siz de bu sesi duyun” diyerek yanıtladı.

Hibya Haber Ajansı

Etiketler

Berkan Yıldırım

1992 doğumlu. Eskişehir Üniversitesi Radyo Televizyon ve Sinema bölümü 3. sınıf öğrencisi. 2 yıldır çeşitli dergilerde editörlük görevi yapmaktadır. En büyük hayali ulusal bir gazetede editörlük görevine devam etmek.

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı
Kapalı