Gündem

Davutoğlu, Mardin 1. Olağan kongresine katıldı

Ahmet Davutoğlu: Artık AK Partili kardeşlerim MHP’li taklidi yapabildikleri oranda kendisine AK Parti’de yer bulabilmektedir!

 

Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu, partisinin Mardin İl Kongresi’nde konuştu. Kongre öncesi Mardin caddelerinde esnaf ve vatandaşla buluşan Davutoğlu, daha sonra kongrenin yapılacağı salona geçti. Kongre, İl Başkanı Cesur Yücedağ’ın açılış konuşmasıyla başladı. Yücedağ, Mardin’deki teşkilatlanma süreçleri hakkında bilgi verip kentin sorunlarına değindiği konuşmasında Gelecek Partisi’ni Mardin’de birinci parti yapacaklarının sözünü verdi. Cesur Yücedağ’ın ardından kürsüye Genel Başkan Ahmet Davutoğlu geldi. Davutoğlu, büyük bir tezahürat ve coşku içinde sahneye gelirken konuşmasına Kürtçe, Arapça, Türkçe ve Süryanice selamlama ile başladı.

 

Temiz Siyaset Belgesi

Ahmet Davutoğlu, konuşmasının başında Türkiye’de kimsenin parti kuramaz dediği bir dönemde parti kurarak bir çığır açtıklarını söylerken Gelecek Partisi’nden sonra Türkiye’de 23 tane daha siyasi parti kurulduğunu hatırlattı. Ülkenin üzerine çökmüş korku bulutlarını dağıttıklarını söyleyen Davutoğlu, sadece muhalefet yapmadıklarını, çözüm önerileriyle birlikte siyaset yaptıklarının altını çizdi. Davutoğlu, “Cumhurbaşkanlığı Hükümet sistemini eleştiriyorlar ama bir alternatif ortaya koyamıyorlar” diyenlerin önüne iç dokusu sağlam güçlü bir alternatif ortaya koyduk: “Tam Demokrasi için Güçlendirilmiş Parlamenter Sistem”. Önümüzdeki günlerde de 1 Şubat’ta savunduğumuz yeni nesil siyasetin ahlaki temellerini oluşturan “Temiz Siyaset Belgemizi” açıklayacağız. Onlar bizi görmek istemeseler de, sesimizi bastırmak isteseler de biz en gür sesle haykırmaya, en cesur yürekle yürümeye devam edeceğiz” dedi.

 

Bakanlara ev ödevi!

Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’ne geçildiğinden beri Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın sadece bir kere Mardin’e geldiğini, geliş sebebinin de seçim kampanyası olduğuna dikkat çeken Gelecek Partisi lideri, bakanların da Mardin’e yolunun düşmediğini vurguladı. İçişleri Bakanı’nın güvenlik sebepli ziyaretlerle Mardin’e birkaç geldiğini, onun dışında Sağlık, Gençlik ve Spor, Tarım Bakanlarının birer kez Mardin’e uğradığını dile getiren Ahmet Davutoğlu, “Başta Eğitim ve Ekonomi bakanları olmak üzere diğerleri ise hiç uğramamış. CB ise sadece yerel seçimlerde kampanya için gelmiş.

Onların dünyasında artık millet yok Ankara’nın lüks salonları ve sarayları var” ifadelerini kullandı.

 

Ahmet Davutoğlu, “Bakanlara buradan ev ödevi veriyorum, dikkatle not alsınlar” diye sürdürdüğü konuşmasında şunları söyledi: Bu iktidar bir taraftan enerjide çağ atladığımızı iddia etmektedir ama Mardin’de artık ağır bir cezaya dönüşmüş olan elektrik ve su sorunu devam etmektedir. Hazine ve Maliye Bakanı gelin burada Mardin’de yüzde 30’a ulaşan işsizliğin, yüzde 45’lere ulaşan genç işsizliğin çözümünü Mardin sokaklarında arayın. Ankara’da oturmayın. Buradan Enerji Bakanı’na sesleniyorum. Gelin ve enerji sorununu Mardinlilerle konuşun. Buradan Kültür ve Turizm Bakanı’na sesleniyorum: Daha hiç Mardin’e teşrif etmemiş. Başbakan olarak devam etseydim yapacaktım, şimdi sizlere söz veriyorum Allah tekrar nasip ederse geldiğimiz anda Mardin Kalesi’ni turizme açacağız inşallah. Ulaştırma Bakanı’na sesleniyorum. Mardin’e daha hiç ulaşamamış. Gelsin Mardin ve Midyat arasında hala çözülememiş yol sorunuyla ilgilensin. İlçeleri birbirine bağlayan yollarla ilgilensin. Milli Eğitim Bakanı’na sesleniyorum: Ve ev ödevi olarak söylüyorum. Ankara’da, İstanbul’da belli gelir düzeyinin üzerindeki evlerde üç dört tableti olan öğrencilerin eğitim problemlerini çözdüm diye düşünmesin. Mardin’de bir eve bir tabletin bile düşmediği ama bir evde beş çocuğun yaşadığı evlerde eğitimin online nasıl yapılacağını gelsin burada görsün” diye konuştu.

KCK düzenini de Kayyım düzenini de bitireceğiz!

Davutoğlu, konuşmasının önemli bir bölümünü Doğu ve Güneydoğu’daki belediyelerin kayyımlar tarafından yönetilmesine ayırırken şunları kaydetti: “Bu iktidar açıkça Mardinliye diyor ki: Ey Mardinli ben sana ve senin irade saygı duymadığım gibi seni cezalandırıyorum. Senin oylarını yok sayıyorum. Seni yok sayıyorum. Nasıl Kürt Meselesi yoksa sen de yoksun! Senin Mardin’i yönetmeye hakkın olduğuna inanmıyorum ve saygı duymuyorum. Mardin bizim ülkemizin bir parçası değil mi? Diyarbakır bizim ülkemizin bir parçası değil mi? Bu nasıl bir bölücülüktür? Bu nasıl bir millete ve hatta devlete düşmanlıktır. Böylesi bir kötülüğü ancak bu koalisyon iktidarı yapardı. Buradan açıkça sesleniyorum. Milletin iradesine saygısı olmayanlar milletin de ülkenin de devletin de düşmanlarıdır.Biz onun için Gelecek Partisi olarak diyoruz ki: oooKCK düzenini de Kayyım düzenini de bitireceğiz. Milletimizi ne KCK terörüne ezdireceğiz ne de Kayyım vesayetine. Çünkü kadim şehrimiz Mardin, Mardinliler kendilerine yönetecek iradeye de akla da birikime de sahiptirler. Mardinlinin, Diyarbakırlının, Batmanlının bu koalisyon iktidarının ne vesayetine ne aklına ne de ülkeyi berbat eden ahlakına ihtiyacı yoktur. Artık onların sesine kulak veren, onların derdine derman olan ve aslen de onlara ait olan Gelecek Partisi var. Türkü, Kürdü, Arabı, Süryanisiyle bütün kardeş halkları altında toplayan Gelecek Partisi’nin çınarı kadim barışın yeni adresidir.”

Nasıl zamanında gelmeyen adalet adalet değilse zamanında gelmeyen şifa da şifa değildir

 

Gündemde geniş yer tutan ‘aşı’ meselesine ilişkin görüşlerini de paylaşan Gelecek Partisi lideri, iktidarın bu konuda da tutarsızlık içinde olduğunu savundu. Farklı ülkelerden aşı alınarak bir sepet yapılmamasını sert sözlerle eleştiren Davutoğlu, Sağlık Bakanı ve Cumhurbaşkanının açıklamaları arasında da çelişkiler olduğunu belirtti. “Aşı aldığımız Çin bile gidip Almanya’da iki Türk bilim insanının geliştirdiği aşıdan 100 milyon doz alıyor” ifadelerini kullanan Davutoğlu, aşı meselesine ilişkin şunları söyledi: Maalesef biz bu salgına böylesine liyakatten ve ciddiyetten nasibini almamış bir koalisyon iktidarıyla yakalandık. Bu koalisyon iktidarının Korona ile mücadelesinin özü yüzlerine gözlerine bulaştırdıkları maske dağıtımı rezaletinden ibarettir. Evet, basit bir maske meselesini nasıl berbat ettilerse bugün de bizleri büyük bir krizin eşiğine getirip bıraktılar. Bugün Korona ile mücadelede dünyanın birinci gündemi aşı meselesidir. Dünyanın bütün ülkeleri, gelişmiş olanları, gelişmekte olanları, zengin ülkeler, kalkınmakta olan ülkeler… Dünyanın tamamı farklı aşıları ülkesine getirmek için yarış içerisindedir. Kendi ülkesinde aşı geliştirenler hatta birkaç tane aşı geliştirmiş olanlar bile farklı ülkelerde geliştirilen aşılardan satın alma yapıyorlar İşte Çin gidip Almanya’da iki Türk bilim insanının geliştirdiği aşıdan 100 milyon alıyor. İşte Amerika, kendisi birkaç farklı aşı geliştirmesine rağmen gidip Oxford aşısını, Alman aşısını da satın alıyor. Biz ne yapıyoruz? Bizim ne yaptığımızı anlayan var mı Allah aşkına? Eğer aşı konusunda Sayın Cumhurbaşkanını ciddiye alırsanız Sağlık Bakanının ne yaptığını bilmediği ortaya çıkıyor. Yok eğer aşı konusunda Sağlık Bakanını ciddiye alırsanız bu sefer de Cumhurbaşkanının Türkiye’nin aşısı olup olmadığını bilmediği ortaya çıkıyor. Gelecek Partisi olarak bir aydır basit sorular soruyoruz kendilerine… Diyoruz ki; Sayın Bakan, Sayın Cumhurbaşkanı; Bizim Korona aşımız var mı? Evet var, diyorlar. İyi güzel. Ne kadar aşımız var? Sadece 3 milyon, yani ancak 1.5 milyon vatandaşa yetecek kadar. Yani bu kadar aşı Mardin ve Diyarbakır’a yetmez. Peki geriye kalan 80 milyonun üzerindeki vatandaş ne olacak? Cevap yok. Peki siz niçin sadece Çin aşısı aldınız? Dünyanın tamamı farklı aşılardan sepet yaparken siz niye sadece Çin aşısı alıyorsunuz? Cevap yok. Peki Çin aşısı aldınız, niçin 50 milyon alıyorsunuz? Niçin mesela bütün vatandaşlara yetecek kadar, 180-200 milyon doz almadınız? Cevap yok. Peki siz gerçekten 50 milyon doz aşı aldınız mı? Maske dağıtım işini yüzüne gözüne bulaştıranların ülkemize aşıyı da zamanında getirmesi zor görünüyor. Bakın altını çizerek söylüyorum: zamanında! Nasıl zamanında gelmeyen adalet adalet değilse zamanında gelmeyen şifa da şifa değildir. Ne olmasını bekliyorsunuz on binlerce vatandaşımız koranadan ölmesini mi?

Bütün sağlık personeli aşı olmadan eğer bir dozu yakınlarınıza, yandaşlarınıza veya kendinize ayırdıysanız yazıklar olsun size

Aşı’nın etkinliği ve önceliği konusunda da farklı iddiaların olduğunu aktaran Davutoğlu, konuşmasını şöyle sürdürdü: “Siz gündemi değiştirmek için ne kadar trajikomik olmayı göze alırsanız alın biz “aşı nerede” demeye devam edeceğiz. 11 Aralık’ta aşılama başlayacak diyerek ilk yalanı söylediniz. Bu yalana şimdi de aşılama başladı diye devam ediyorsunuz. Sayın Sağlık Bakanı, günde 1,5-2 milyonu aşılayacaksanız ve bugün aşılamaya başladıysanız size basit bir sorumuz var: Yarına aşınız var mı? Cevap yok. Çünkü ortada aşı yok. Ayrıca bu Çin aşısıyla ilgili dün itibariyle kafaları fazlasıyla karıştıran sonuçlar gelmeye başladı. Endonezya’da yüzde 78 etkinlik sonucu çıktı endişenlendik. Şimdi de Brezilya açıkladı, Çin aşısının etkinliği yüzde 50! Kafalar iyice karıştı. Bizim Sağlık Bakanlığı aynı aşının etkinliğini yüzde 91 buldu. Vallahi, buradan söylenecek tek şey Brezilyalılar aşılarını alıp, buyursun buraya gelsinler burada vurulsunlar. Siz niçin hiçbir konuda şeffaf olamıyorsunuz? Korona salgının başından beri söylüyoruz: Şeffaflık yaşatır, karartma öldürür! Daha da kötüsü sağdan solda habire iktidar yandaşlarının kendilerini aşılatmaya başladıkları haberleri geliyor. Bu tam da size yakışır. Bu da ahlaktan, adaletten ve insaftan nasibi olmayanlara yakışır. Bütün sağlık personeli aşı olmadan eğer bir dozu yakınlarınıza, yandaşlarınıza veya kendinize ayırdıysanız yazıklar olsun sizlere.”

 

 

 

AK Parti kendisine de kayyım atamıştır, Erdoğan’a bu iktidarın sözcüsü olmak kalmıştır!

AK Parti’nin politikalarının artık tamamen Perinçek ve Bahçeli güdümünde olduğunu vurgulayan Ahmet Davutoğlu, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın da bir savrulma içinde olduğuna işaret ederek şunları söyledi: “Konu ne olursa olsun bu kadar terörden bahseden. Sorun ne olursa olsun eski Türkiye’nin mahkeme, polis ve apolet diliyle konuşan bu koalisyon iktidarının ne sivilliği kalmıştır ne de siyasi tabiatı. Kendi yandaşlarından bir kişiye dört maaş verirken, ağzını açan her bir vatandaşa da dört terör örgütü üyeliği vermekteler. Koalisyonun büyük partisi AK Parti programını artık tamamen inkâr eder düzeye gelmiştir. Etnik, bölgesel ve dinsel milliyetçilik ayaklarımızın altında sloganlarıyla yola çıkan AK Parti bugün eski Türkiye’nin bütün ötekileştirmelerinin şehvetli savunucusu haline gelmiştir. Evet, Mardinlilere kayyım atamışlardır, Mardinli kendisini yönetemez demişlerdir. Ama aynı AK Parti kendi kendisine de kayyım atamıştır. Bugün koalisyon iktidarının vasisi 17/25 FETÖ saatinin önünde poz veren kişidir. Bu iktidarın sözcülüğü ise Sayın Erdoğan’a kalmıştır.”

 

Bahçeli 17-25 Aralık diyemez, Erdoğan da bunu Bahçeli’ye soramaz!

Ahmet Davutoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü: Bakın sayın Bahçeli birkaç gün önce yaptığı açıklamada Türkiye’ye yönelik oyunları sayarken Gezi olaylarından, 6-8 Ekim olaylarından, hendek teröründen ve 15 Temmuz hain darbe teşebbüsünden bahsetmiştir. Ama bu silsilenin asli unsurlarından olan 17-25 Aralık’ı bilinçli bir şekilde atlamıştır. Sayın Bahçeli 17-25 Aralık’tan bahsetdemez çünkü 17-25 Aralık’ta FETÖ’nün hükümeti devrime teşebbüsüne açık destek vermiş, yıllarca saatini 17.25’e ayarlamıştır. Sayın Erdoğan ve Bahçeli tekrar bi araya geldiklerinde bu soruyu kendi aralarında cevaplandırmalıdırlar: 17-25 Aralık meşru hükümete karşı bir darbe girşimi midir yoksa bir yolsuzluk meselesi midir? Ama sayın Erdoğan bunu soramaz, çünkü artık sadece Sayın Bahçeli’nin değil başta milletin ve millet değerlerinin düşmanı Maocu bir zihniyet olmak üzere 28 Şubatçı eski Türkiye  artıklarının vesayeti altındadır.  AK Parti programı, ilkeleri, değerleri ve siyaseti atanan kayyımla fiilen yok edilmiştir. Artık AK Partili kardeşlerim MHP’li taklidi yapabildikleri oranda kendilerine AK Parti’de yer bulabilir hale gelmiştir.

Hibya Haber Ajansı

Etiketler

Berkan Yıldırım

1992 doğumlu. Eskişehir Üniversitesi Radyo Televizyon ve Sinema bölümü 3. sınıf öğrencisi. 2 yıldır çeşitli dergilerde editörlük görevi yapmaktadır. En büyük hayali ulusal bir gazetede editörlük görevine devam etmek.

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı
Kapalı