Gündem

Erdoğan, AK Parti TBMM Grup Toplantısı’nda konuştu

Erdoğan’ın konuşmasında satır başları:

AK Parti’nin malum en önemli vasıflarından biri olan istişare kültürünün örneği olarak gördüğüm bu toplantılarda söz alan her milletvekilimiz özgürce düşüncesini ifade ediyor. Arkadaşlarımızla illerimizin sorunlarından ülke ve dünya politikalarına kadar her hususu samimiyetle görüşme konuşma fırsatı buluyoruz.

Elbette bu ülkede her dönemde iktidar ile muhalefet partileri arasında çekişmeler gerilimler görüş farklılıkları yaşanmıştır ama bu defa karşımızda bambaşka bir fotoğraf vardır. Dışarıdan ve içeriden bir takım sözler aldığı anlaşılan CHP giderek daha pervasız yıkıcı ve ahlaksız bir şekilde bizi hedef alıyor buna benzer bir görüntü vererek ülkenin demokrasisine ekonomisine geleceğine kastetmektedir.

CHP’nin dışarıdan aldığı sözleri biz söylemiyoruz bizzat kendileri zaten ikrar ediyorlar. Eskiden beri içeride bunların değirmenine su taşımayı kendilerine vazife addeden bir kesimde hep olagelmiştir.

Kıyılarımız nasıl müsilajın tehdidi altında oksijensiz kalma riski ile boğuşuyorsa siyasette de yerli ve milli her adımı yok etmeye çalışan dahası siyaseti kirleten bir müsilajla karşı karşıyayız.

CHP’nin başını çektiği bu siyasi müsilaj her türlü iftirayı yalanı çarpıtmayı küresel boyutu da olan büyük bir medya ve sosyal medya ağı ile milletimizin üzerine adeta yağmur gibi durmaktadır. Dikkatinizi çekiyorum burada sehven yanlış bilgi verme değil bilinçli ve kasıtlı bir iftira yalan çarpıtma hali hatta stratejisi yürütülmektedir.

Türkiye CHP zihniyetinin yalan ve iftira zulmüne maruz kalmaktadır ve bunun adı da bir yalan terörüdür.

Bunlara göre bu ülkedeki Cumhurbaşkanından başlayarak bakanlarından milletvekillerinden bürokratlarından işadamlarına kadar herkes esnafından işçisinden çiftçisinden gençlerine kadar herkesin taammüden vatanına ihanet  etmektedir.

Herkes yolsuzluk yapmaktadır. Herkes uyuşturucu kaçakçısı, herkes banka soyguncusudur, herkes satılmıştır, her yanlıştır, herkes kötüdür ülkesini aklına gelen her türlü aşağılık sıfatla itham edecek her tarafı suç kaynayan bir yer olarak gösterecek kadar kendini kaybetmiş bir ruh haliyle karşı karşıyayız.

Bizim bunca yalanı bunca iftirayı bunca itamı, büyük bir keyifle ve kendinden emin edayla ardı ardına sıralayan siyasetçi sıfatlı bu ruh hastasına ayıracak tek saniyemiz yoktur.

Hukuk önünde hesap sorulacak hususların avukatlarımız vasıtasıyla elbette takipçisiyiz.

Yalan ve iftira meselesinde tek sorun CHP’nin  başındaki zat olsa mazurdur der geçeriz ama bu mesele medyada ve sosyal medyada giderek büyüyen bir sorun halini almıştır. Sosyal medyanın en önemli yayılma mecrası olduğu bu sorun ülkemizde de sınırlı değildir. Avrupa’dan Amerika’ya kadar demokrasi ile yönetilen her yerde bu sorun tartışılmakta ve çözüm yolları aranmaktadır.

Hatta birçok ülke bu tehditle mücadele için çeşitli kanuni düzenlemelere gitmektedir. Gelişmiş ülkelerin hayata geçirmeye başladıkları bu hukuki adımlarının benzerlerini artık bizim de acilen gündemimize almamız gerekiyor. Üstelik ülkemizde bu sorunun geçmişi zaten darbe vesayet milletin değerlerine düşmanlık yatırım karşıtlığı ile dolu olan bir zihniyetin elinde çok daha vahim hale gelmektedir.

Biz ülkeyi 19 yıldır “insanı yaşat ki devlet yaşasın” anlayışı ile yönetirken hiç kimseye kökeni inancı meşrebi sebebiyle en küçük bir sınırlama getirmek zorlamada tacizde tarihi de bulur mu?  Kendi hayal dünyalarında iktidar serabı görenler ise şimdiden yatırımcısından bankacısına yargı mensubundan polisine askerine önlerine kim gelir herkesi tehdit etmeye başladılar.

6 ay sonra erken seçim var biliyorsunuz değil mi? Haberiniz var mı? Öyle diyor o zat. O diyorsa doğrudur.

Haziran 2023 Türkiye’nin seçim takvimidir. Cumhur İttifakı olarak kararımız budur. İlan ettiler ilan ettiğimiz tarih budur ve öyle sıradan bir iş değildir. Aklınıza ne gelirse böyle bir şey yok siyaset ciddiyet ister siyaset kararlılık sistemin egemen olduğu bir siyaset bizim kitabımızda yer almaz bunu böyle bilesiniz.

CHP iktidarında kendilerinden olmayan herkesi mahvetmekten yıkmaktan ortadan kaldırmaktan söz eden bu faşist zihniyetten ülkeyi değerli kardeşlerim unutmayın ne demişti kimse belediyelerden çıkarılmayacak atılmayacak böyle demedi mi? Dedi. Peki o günden bugüne belediyelerden personeller atılmaya başlandı mı? Atılıyor hele hele AK Partili olduğu zaman ona zaten dayanması mümkün değil. Hemen kapıya koyuyorlar. Belediyelerin kuruluşlarında gerekse memur statüsünde olanlardır acımasızca kapıya koydular.

Biz 19 yıldır ülkeyi eser ve hizmet siyaseti ile yönettik. Bunlar ise daha ancak rüyasını gördükleri iktidarların yıkım siyaseti üzerine bina etmeye kalkıyorlar. Gerçi yıkım siyaseti CHP zihniyetinin genlerinde var şöyle bir geriye dönüp baktığımızda bu gerçeğin sayısız örneğini görüyoruz.

CHP rafa kaldırılmıştır bu ülkede girişimcilerin kendi kabiliyetleri ve sermayeleri ile kurdukları uçak fabrikalarının kapısına CHP kilit vurdu. Bu ülkede en büyük kalkınma projemiz olan Keban Barajı’nın inşasına CHP karşı çıkmıştır.

Keban Barajı’na bile bunlar karşı çıkmıştır.

Ne kadar kalkınma yatırımı varsa CHP hepsinin de önünü kesmeye çalışmıştır.

Kanal İstanbul için aynı takozu yapmaya çalışıyorlar. Hem de bu işi öylesine usul ve ahlak dışı bir üslup da yapıyorlar ki onlar bile çıtayı böyle bir seviyeye indirdiler ki.

İş insanlarından bankacılara ve bürokratlara kadar herkesi tehdit ettikleri yetmezmiş gibi yatırımlarını Türkiye’ye çekmek için uğraştığımız ülkelere bile parmak sallayacak kadar ileri gittiler.

Ne diyorlar “kredi verecek olursanız bunları ödemeyiz,  ödemeyi kesinlikle yapmayız” diyorlar.

Bunlar daha şimdiden ya devlet nedir? Devlet yönetmek nedir) Bunlardan haberleri bile yok uluslararası bir tahkim mekanizması var. Biz iktidar olduk bizden önceki borçlanmaları ödemedik mi ödedik ödüyoruz.

Bizi tek adamlıkla hukuk tanımazlıkla diktatörlükle itham ederler ama kendileri sadece Kanal İstanbul konusundaki beyanlarıyla bile ne anayasa ne yasa ne tahammül ne devlet adabı tanıdıklarını millete zerre kadar saygılarının olmadığını açıkça ortaya koymaktadır.

CHP’nin tarihi boyunca ülkeye verdiği zararların uzun listesini de hatırlatan ibretlik bir görüntüdür. Yakından bakıldığında ise aynı durum ülkenin ve milletin geleceği adına endişeye kapılmasına yol açan bir vahamet tablosudur.

Mızıkçı çocuklar gibi yaptırmayız da yaptırmayız demekten başka laf da bilmeyen projede üretemeyen olduk. İşte bunun için diyoruz ki biz 19 yıldır kendi kendimize yarışıyoruz. Karşımızda bizimle demokrasi ve özgürlük eserde hizmette projeler yarışacak kimse olmadığı için çıtayı sürekli kendi elimizde yukarıya taşıyoruz.

Türkiye bugüne kadar bunca hizmete nasıl CHP’ye rağmen sahip olmuşsa Kanal İstanbul projesine de aynı şekilde kavuşacak. Dünyanın en büyük şehirlerinden biri olan İstanbul ve depreme hazırlık gibi sorunlarının çözümüne ciddi katkı sağlayacak bu projeyi şehrin geleceğini kurtaracak bir eser olarak görüyoruz.

Burada sadece bir kanal inşa etmekle kalmıyor aynı zamanda İstanbul’a ve ülkemize limanıyla ihracatımızı hayat alanlarıyla insanımızı rahatlatacak yeni bir nefes borusu açıyoruz. Proje hazırlık aşaması bilimin ve tekniğin ışığında titizlikle tamamlanan Kanal İstanbul’un ilk köprüsünün temelini atarak bu abide eseri ülkemize kazandırmak için bismillah dedik altyapı çalışmalarının ardından kanalın sırada süratle başlıyor.

İstanbul’a ilave nüfus getirme değil üreme hazırlık için kentsel dönüşüm çalışmalarında yaşanan sıkışıklığı giderme amaçlıdır. Başında bizi izleyen milletime özellikle sesleniyorum. Çünkü CHP ve yandaşlarının özellikle bu yalan kampanyalarına bu yalan terörüne aldanmamak gerekir. Bu bakımdan da özellikle şu anlatacaklarımı aziz milletimin dikkatle takibini rica ederim.

İstanbul’a karşı sorumlulukları yerine getirmeyenlerin Kanal İstanbul projesi ile ilgili ileri geri konuşmaları kendilerini komik duruma düşürmekten başka işe yaramaz.

Depreme hazırlık çalışmalarından kıyılarını istila edene kadar hiçbir ciddi meselesinde dişe dokunur herhangi bir çabasını görmediklerimizin Kanal İstanbul’a karşı kampanya yürütmesi zavallılık işarettir.

Kanal İstanbul projesini tam 11 yıl önce kamuoyuna açıkladık ve o günden itibaren tartıştık ve ne zaman ki milletvekilliğine aday oldum ve o zaman da dedi ki bizim çılgın projemiz Kanal İstanbul tabii bunların siyasetten zamanı takip diye bir anlayışları yok.

Bu projenin en önemli özelliklerinden bir tanesi de kentsel dönüşüm değişim noktasında ciddi bir yükü alacak olmasıdır. Hemen bu projenin yanı başında Avcılar var. Avcılar’da biz çok ciddi deprem felaketleri geçirdik. Şimdi buralardan biz vatandaşlarımıza size bak yerler hazırladık buralara yerleşebilirsiniz diyeceğiz ve buralara gerekirse taşıyacağız.

Depreme dayanıklı yeni konutlar inşa etmek suretiyle de İstanbul’umuz da bu operasyonları yapıyoruz. Dünyanın neresine giderseniz gidin böylesine dev bir proje iktidarıyla muhalefetiyle ülkelerin milli gurur kaynağıdır.

Hep olduğu gibi eser ve hizmet düşmanlığı yaparak ülkenin ve milletin sevincini gölgelemenin peşindedir milletimiz. Bu çapsız beceriksiz ferasetsiz muhalefetin gerçek yüzünü geçmişteki acı tecrübeleri ile bildiği için söylenenlere itibar etmiyor kısa süreli koalisyon dövmelerini bir kenara bırakacak olursak milletimizin yıllardır CHP iktidardan uzak tutması boşuna değil.

Ülkenin 2600000 evladının üniversite sınavına girecek günün arifesinde sergilediği ihanet bile başlı başına bir örnek olarak yeterlidir. Karşımızda Katarlı öğrencilerin ülkemizde sınavsız Tıp Fakültesine gireceği yalanını hiç utanmadan sıkılmadan 2600000 öğrenciye ve ailelerine saygı duymadan tekrarlayacak kadar alçalabilen bir kafa buluyor ne densizliktir bu ne terbiyesizliktir.

Dolayısıyla bu ülkenin bizimle olan bu ilişkilerini bir kenara koyup kalkıp diyorsunuz ki Katarlı öğrenciler sınavsız olarak imtihana girecek. Ne oldu? Bu tepeden tırnağa hepsi yalan zaten bunlar yalan dersini özellikle alıyorlar. Bunu sadece kendisi almakla kalmıyor kendi yanındakilere de aynı dersi aldırtıyor. Yalan ve iftira bataklığına öylesine gömülmüş durumdalar ki önlerine gelen haberin doğruluğunu yanlışlığını araştırmaya dahi tenezzül etmiyorlar.

Halbuki Katarlı öğrenciler sınavsız Tıp Fakültesine girecek denilen mesele tamamı da dost ve kardeş 12 ülke ile aramızda aziz milletin buraya lütfen dikkat edin 1994 yılından beri var olan Askeri Sağlık İşbirliği Protokolünün imzalanmasından ibarettir.

Öğrenciler ile alakalı değil sadece askeri öğrencilerle ilgili yapılan bir askeri personel ile anlaşma her protokol gibi yaptığımız anlaşmada mütekabiliyet esasına dayalıdır. Yani karşılıklıdır. Bu çerçevede mesela geçtiğimiz haftalarda 4 Azerbaycanlı ve 5 Afganistanlı Sağlık Astsubayı Sağlık Meslek Yüksek Okulu’ndan mezun olarak ülkelerine dönmüşlerdir.

Kılıçdaroğlu yıllardır sürdürdüğü iftira listesine bir yenisini ekleyerek kendisi için nasıl bir siyasi netice ulaşmayı murad etmiştir. Aynı yalanı paylaşan medya ve sosyal medya mecraları milyonlarca insanın vebaline giriyorlar

Gerçekler ortaya çıktıktan tüm kurumlar açıklamalarını yaptıktan sonra bile aynı yalanı inatla sürdüren bir partiye bir siyasetçiye ülkenin ve milletin hangi kritik meselesi emanet edilebilir mi?

Bunlar ise; Çeşmenin musluğunu açmaya gidiyor ve açılış töreni diye de adını koyuyorlar Silahtarağa oradaki arıtma tesisi ile alakalı olarak bu arıtma tesisini çalıştırmama töreni.

Bunlarda Türkiye Cumhuriyeti’nin tarihine yeni yeni giriyor. Bazı şeyleri de öğreniyoruz; “temel atmama” töreni bundan sonra daha çok şeyleri biz bunlarla öğreneceğiz ve çok daha önemlisi şu müsilaj olayında da ortaya koydukları tezlerle birçok şeyleri bu vesile ile öğreniyoruz.

CHP Genel Merkezinin pek çok yöneticisiyle yine aynı partiye mensup çok sayıda Belediye Başkanı Çanakkale Asos’ta yani Kaz Dağları’nın hemen eteğinde kaçak bir işletmenin açılış törenine katılıyor. Ne için katılırlar biliyorsunuz. Detayına girmeme gerek yok. Kazdağları ile ilgili her konuda ortalığı birbirine katan medya mensuplarından sanatçılardan sözde sivil toplum kuruluşlarından bu konuda en küçük bir ses çıktı mı? Çıkmaz. Çünkü bunların derdi çevre bunların derdi tabiat değil. Bunların derdi ağaç değil hatta daha ileri giderek söylüyorum bunların hiçbirinin derdi ülkenin ve milletin kazançları kayıpları istikbali de değildir. Bunların tek derdi AK Parti’ye ve hükümete zarar vermek CHP’yi de parlatmaktan ibarettir.

İşte bu anlayışla hep diyoruz ki bizim tek muhatabımız millettir. Savunmaya geçme taarruza kalkma vaktidir ve sosyal medyayı elbette iman etmeyeceğiz. Ama asıl zamanımızı enerjimizi dikkatimizi sahaya doğrudan insanımıza temasa vereceğiz. Yani insanımıza dokunacak yapacağımız bu hayat sosyal medyadan ibaret olsaydı sadece ülkemizin değil tüm dünyanın yörüngesi bir anda değişirdi.

Bu mecraların kimlerin elinde olduğu gerektiğinde hangi yönlendirme yönlendirmelerle siyasete ekonomiye toplumsal hayata müdahale ettikleri ortadadır. Bize düşen kendimizi medya mecralarının sahte gündemlerine kaptırmadan ülkemizin ve milletimizin gerçeklerine yönetmektir.

İşte bu anlayışla öncelikle Ana Kadememizle Kadın Kollarımızla, Gençlik Kollarımızla bugüne kadar her alanda yaptığımız eser ve hizmetleri tek tek milletimizi anlatacağız.

Bununla birlikte önümüzdeki dönemde yapacaklarımızı ülkemiz ve milletimiz için kurduğumuz hayalleri de yine milletimizle paylaşacağız. Şu anda millet kütüphanemizde gençlerle bir araya geliyorum dün de doktora öğrencileri ile bir araya gelmiştim ve kendilerinden sorular alıyorum. Daha sonra bu soruları cevaplandırıyorum. Üçüncüsünü yaptık her ay bir tane yaparak yolumuza devam ediyoruz.

AK Parti’nin milletimiz nezdindeki kredisini desteğini muhabbetini çok daha iyi göreceğinizden şüpheniz olmasın. Biz de artık salgın şartlarının el vermesiyle yeniden illerimizi ziyaret etmeye milletimizle kucaklaşmaya ruberu teşkilatlarımız da bir araya gelmeye başladık.

CHP ve şürekası ne yaparsa yapsın sandığa gömülmeye mahkum. Gerçi geçtiğimiz günlerde yine bir emekli general çıktı bunlar demokratik seçimlerle iktidara terk etmez diyerek milleti galeyana getirmeye çalıştı. Milletten umudu kesenlerin de millete rağmen iktidar peşinde koşanların da heveslerini kursaklarında bırakmaya devam edecek.

Çünkü biz milletin bağrından doğmuş olan AK Parti çünkü biz millete birlikte yol yürüyen Cumhur İttifakı çünkü biz bu ülke Cumhuriyet tarihinin tamamında yapılanların 5 katını 10 katını 19 yılda kazandırarak destan yazmış biri. Cumhuriyeti farklı olarak çıktığımız bu yolda beraber olmadığımız için niye rahatsız oluyorsunuz. Kandil’den talimat bize gelmediği için niye rahatsız oluyorsunuz. Avrupa Birliği’nden parasal yardım destek almadığımız için niye rahatsız oluyorsunuz. Amerika’da bir Dalton var o Dalton’la  dost olmadığımız için  mi?

Biz bu milletin evlatları ile dostuz bu milletin evlatları ile beraberiz bu milletin evladıyla bu yola aynen devam edeceğiz.

Salgının sağlığımızla birlikte sosyal ve ekonomik hayatımız üzerindeki olumsuz etkilerini de önemli ölçüde ortadan kaldıracak bir normalleşme dönemine adım atıyoruz. Dünyadaki gelişmeler salgının öngörülemeyen neticelere yol açarak sürdüğüne işaret ediyor. Bize düşen sağlık hizmetlerinden gıda tedarikine üretimden kamu güvenliğine kadar her hususta tüm senaryoları hazırlıklı omaktır.

Türkiye’nin bu bakımdan dünyada örnek gösterilen bir ülke olduğunu akıl ve vicdan sahibi herkes kabul ediyor. Yarın başlayacak yeni dönemin ülkemize ve milletimize hayırlı olmasını diliyorum.

Türkiye’nin salgın sonrası dönemi çok güçlü bir küresel aktör olarak girmesi için gereken adımları da atıyoruz. Bu amaçla 12 Mart’ta istiklalden istikbale ülkemizin ekonomik reformları alanındaki yeni yol haritasını milletimizle paylaşmıştık. Bakanlıklarımız ilgili kurumlarımız ve sivil toplum kuruluşları programın hayata geçirilme aşamasında da sıkı bir işbirliği içerisinde çalışıyorlar.

Belirlediğimiz 154 eylemin yüzde yetmiş sekizi bu sene tamamlanacak. Haziran ayı sonuna kadar süre koyduğumuz 35 eylem başlığından 31’i tamamlanmış durumda geriye kalan 4 eylemden ikisinin teknik çalışmalarına nihai kanunla hayata geçirilecek 2 eylem yüce meclisimizin takdirini bekliyor.

Dolayısıyla yılın ilk yarısı için öngördüğümüz eylemleri başarıyla tamamladığımızı söyleyebilirim. Bundan sonra da aynı kararlılıkla yolumuza devam edeceğiz.

Hibya Haber Ajansı

Etiketler

Berkan Yıldırım

1992 doğumlu. Eskişehir Üniversitesi Radyo Televizyon ve Sinema bölümü 3. sınıf öğrencisi. 2 yıldır çeşitli dergilerde editörlük görevi yapmaktadır. En büyük hayali ulusal bir gazetede editörlük görevine devam etmek.

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı
Kapalı