Gündem

Kara toprağın bağrına emanet edildiler

MEHMET BAYER – 19.04.2022 – HİBYA – Çanakkale Savaşları’nda vatan savunması için canlarını hiçe sayıp, şehitlik mertebesine ulaşan binlerce kefensiz kahraman, bugün yaşanan bağımsızlığın teminatı olarak 107 yıldır Gelibolu Yarımadası’nda yatıyor.

Yokluk içinde verilen zorlu mücadele sırasında gerek yaralarından, gerekse savaş esnasında vurulup şehit olan Mehmetçikler, çoğunlukla toplu mezarlara defnedildi.

Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi (ÇOMÜ), Atatürk ve Çanakkale Savaşları Araştırma Merkezi Müdürü Dr. Öğretim Üyesi Barış Borlat, HİBYA’ya yaptığı açıklamada, Çanakkale Muharebeleri’nde şehitlerin defin işlemi için her alay ya da taburun muharebe hattı gerisinde ve ateşten korunaklı mahallerde mezarların oluşturulması ve bunların da kullanılan yer altı sularını bozmayacak şekilde yapılmasının istendiğini, bununla birlikte mümkün olursa mezarların bir metreden derin kazılarak, olası kokunun engellenmesine önem verildiğine işaret etti.

Yüzeye yakın mezarlara mermi ve bomba isabeti durumunda, mezarların ve içinde bulunan şehitlerin zarar görmesinin sıklıkla karşılaşılan durum olduğunu, bunun da askerin manevi durumunu olumsuz etkilediğini belirten Borlat, diğer dikkat edilmesi gereken hususun ise eğimli alanlarda yapılacak definlerde yer altı sularına özen gösterilmesi olduğunu vurguladı.

Borlat, muharebe ortamında defin işlemleri için kimi zaman muharebenin kısmen azalma anlarının değerlendirildiğini, askerlerin teçhizatları alınarak defin işlemlerinin gerçekleştirildiğini, ayrıca salgın hastalıkları engellemek için kıtaların ilerleme esnasında tesadüf ettikleri şehitlerin bedenlerini defnetmelerinin istendiğini söyledi.

Buna karşın muharebe şartlarında kimi zaman ön siper hatlarındaki askerlerin, toprak örtmesiyle kapatacak kadar sığ bir alanda defin edilmek zorunda kalındığını gile getiren Borlat, şöyle konuştu:

”Bu durumu Hakkı Sunata ‘…Hemen oracıkta üstüne mümkün olduğu kadar toprak attık…’ şeklinde aktarmıştı. Bununla birlikte şehitlerin bedenleri muharebe ortamı içerisinde ileri hatlarda kalabilmekte, bu durumunda kimi zaman siper duvar ve içlerine definler yapılabilmekte, kimi zaman ise bombardımandan sonra toprak altında kalan askerlerimiz tesadüfi bir defin yaşamaktaydılar. Arazinin taşlık, kayalık olduğu ve kazmaya imkan vermediği durumlarda mezar açmak mümkün değilse şehitlerimiz geri hatlardaki arazinin doğal arızalarından istifade edilerek defin edilmiştir.”

24 Mayıs ateşkesi

Barış Borlat, 19 Mayıs 1915 tarihinde Arıburnu bölgesinde gerçekleştirilen Türk taarruzunda verilen yüksek sayıdaki kayıp üzerine 24 Mayıs 1915 tarihinde cephede gerçekleştirilen tek resmi ateşkesle definlerin yapıldığını bildirdi.

Kısıtlı bir zamanda ve yüksek sayıdaki şehitlerin defni için daha çok toplu mezarlar kazıldığını anlatan Borlat, şöyle devam etti:

”Bu durumu Rudolf Zabel eserinde şu şekilde aktarmaktadır: ‘Geniş uzun bir arazinin ortasında Kızılhaç ve Kızılay’ın bayrakları dikilmiş. Buradan bize taraf kalan kesimde ise halen üzerine toprak atılmakta olan Türk toplu asker mezarını görebilmekteyiz. Taşınarak getirilebilen ölüler böylece gömülüyorlar. Taşınması mümkün olmayan ölüleri ise olduğu yerde defnediyorlar.’ Muharebeler sürecinde toplu mezarların açılması birçok bölgede uygulanmıştı. Bu durum İbrahim Arıkan’ın anılarına, ‘Bir serseri merminin kurbanı olarak ah bile demeden ebedi hayata kavuşmuştu. Sıhhiyelere haber verildi. Götürüp bir çukura defnettiler.’ şeklinde yansımıştır. Münim Mustafa’nın anılarında ise ‘…Büyük taarruzda ağzına kadar ölü ve yaralılarla dolan siperlerin perişanlığını, ölü istiflerini, bunları gömmek için kazdırdığım otuzar, ellişer kişilik büyük mezarları, harbin tahammül edilmez ateşi altında…’ şeklinde yer bulmuştur. Benzer şekilde Hakkı Sunata da ‘Israrım üzerine birkaç nefer, ölünün paçasından yakaladılar, sürümeye başladılar. Götürdük hendeğe koyduk, üzerine de kürekle biraz toprak. Hey gidi insan vücudu hey.’ diye aktarmıştı. Tüm bunların yanı sıra yaygın olmamakla birlikte tekil olarak düzensiz subay ve er mezarları da yapılmıştır.”

Hibya Haber Ajansı

Etiketler

Berkan Yıldırım

1992 doğumlu. Eskişehir Üniversitesi Radyo Televizyon ve Sinema bölümü 3. sınıf öğrencisi. 2 yıldır çeşitli dergilerde editörlük görevi yapmaktadır. En büyük hayali ulusal bir gazetede editörlük görevine devam etmek.

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Başa dön tuşu
Kapalı
Kapalı