Gündem

Karamollaoğlu, gündemi değerlendirdi

Karamollaoğlu şu ifadeleri kullandı;

Deprem ve Sel Taziyesi

Kıymetli basın mensupları bu hafta basın toplantımıza İzmir ve Kayseri’de yaşanan deprem hadiseleri ve yine İzmir’de yaşanan sel felaketine değinerek başlamak istiyorum.

İzmir’de yaşanan sel felaketinde de hayatını kaybeden vatandaşımıza Allah’tan rahmet, yakınlarına başsağlığı diliyorum.

Hem İzmir hem de Kayseri’de yaşayan tüm vatandaşlarımıza geçmiş olsun dileklerimi iletiyorum.

Myanmar Darbe Süreci

Muhterem arkadaşlar…

Bu noktada dış politikada yaşanan bazı gelişmelere de dikkatlerinizi çekmek istiyorum.

Malumunuz olduğu üzere Myanmar’da bir askeri darbe süreci söz konusu.

Biz darbelerin karşısında olmakla birlikte Arakan Müslümanlarına yapılan zulmün de karşısındayız.

Bizim bu konuyu dile getirmemizin sebeplerinden birisi de hükümetin bu konuyu ciddi bir mesele olarak ele alıp bir tavır sergilemesidir.

3 konu bizi üzmektedir; bunlar Arakan zulmü, Çin’de Uygurlara yapılan zulüm diğeri de Keşmir’de Müslümanlara yapılan zulümdür.

Myanmar’da yaşanan darbe akabinde Arakan Müslümanlarının zaten var olan trajik halinin daha da kötüye gitmesinden endişelenmekteyiz.

Yeni Anayasa Çağrısı

Kıymetli arkadaşlar…

Anayasa yeniden gündeme getirildi ama mecliste anayasayı değiştirecek güçleri yok. Bunu bile bile yeni anayasa yapacağız diye ortaya çıkmanın mantığı ne?

Türkiye’nin dertleri başka; ekonomi, tarım, adalet konuları sıkıntılı. Milletimiz muzdarip, bunlar bir kenara itiliyor efendim anayasa değişikliği yapacağız!

Biz muhalefetin de desteğini alarak Türkiye’yi demokratikleştiren, adaleti ve hakkı üstün tutan bir anayasa anlayışını getirirseniz buna destek veririz. Muhalefetin de buna destek vereceğine inanıyorum.

Hâlbuki bu sistemle Türkiye şahlanacak, ayağa kalkacak, uçacaktı ama gelinen noktada Türkiye dünü arar hale geldi.

Türkiye’de yeni bir anayasadan önce yeni bir zihniyete ve anlayışa ihtiyaç var.

Eğer ortak akıl yerine tek akıl, katılımcı demokrasi yerine tek adam anlayışı ile bir anayasa yapılacaksa 40 kere de anayasa değişse ülkemize bir faydası olmayacaktır.

Bu sebeple de anayasa değişimini gündemi değiştiren bir girişim olarak görüyoruz.

Tanzim PTT

Muhterem arkadaşlar bugün Türkiye içinde bulunduğu tüm suni gündemlerden sıyrılmak ve asıl problemlere odaklanmak zorundadır.

İktidar da milletimiz de asıl sorunla meşgul olmak mecburiyetindedir çünkü Türkiye ekonomik olarak tarihinin en ciddi krizlerinden birisi ile karşı karşıya. Fakat sorumluluk makamı bunu kabul etmek yerine marketleri, esnafı suçlamakta.

En son bunu soğan, patates ve sebze fiyatları arttığında yaptılar. Sözde “Patates lobilerini” suçlayıp, tanzim çadırlar kurdular. Şimdi soruyorum nerede o tanzim satış noktaları?

PTT şimdi bakkallık yapıyor. İşin kötü tarafı PTT bakkallık yaparken piyasa değerinden daha pahalı ürünlerle karşılaşıyoruz.

Bugün tanzim çadırları fiyaskosundan sonra “tanzim PTT” fiyaskosu ile karşı karşıyayız.

Tarım Bakanı kusura bakmasın, kendisine karşı olan sevgimiz başka gerçekler başka!

Böyle bir tarım politikası olmaz dünyanın hiçbir yerinde böyle bir tarım politikası yok.

Ayçiçeği yağını PTT’de satmak bu milletin ekonomide kanayan yarasına ancak yara bandı kadar çare olacaktır.

Çiftçimiz Kredi Borçlarını Ödeyemiyor

Şimdi sizlere sormak istiyorum, Türkiyemiz bugün sebze, meyve, yağda niçin bu krizle karşı karşıya?

Cevabı çok basit çünkü Türkiye’de tarım bitirildi, çiftçi perişan edildi.

Bugün bize ulaşan derdini anlatan çiftçimizin en büyük problemi kredi borçlarını ödeyemez halde olmasıdır.

Yüksek faizli krediler çiftçimizin belini büktü.

Ama öyle bir politika uygulanıyor ki; yasada yazılan hüküm bile yerine getirilmiyor. Yasada ne diyor? Çiftçiye milli gelirin %1’i kadar destek ayrılır. Bu destek verilmedi bugüne kadar.

Türkiye’de Çiftçilerin bankalara olan toplam borcunun; 89 milyarı kamu bankalarına, 22 milyarı yabancı bankalara, 11 milyarı ise yerli özel bankalaradır.

2020 Eylül ayı itibariyle bankalarca kullandırılan toplam kredinin yüzde 4,3’ü takibe düşmüş kredileri kapsarken, takibe düşen kredi miktarı 5 milyar 288 milyon lira olmuştur.

Bu nasıl olmasın kıymetli arkadaşlar? Tarım Kredi Kooperatiflerinin dayattığı faiz %32-33 civarında.

Eskiden ofis çiftçinin kara gün dostudur yazarlardı şimdi o yazılar kaldırıldı çünkü çiftçinin kara gün dostu yok.

Tarım sektöründe takibe düşen kredi tutarlarında 2015-2020 Haziran tarihleri arasında iki kat artış olmuştur.

Çiftçimiz Yapılandırmadan Önce Borç Faizlerinin Silinmesini İstiyor

Bildiğiniz üzere; Tarım Kredi özelinde çiftçilerin borçlarına yönelik geçtiğimiz aylarda haciz işlemleri başlatılmıştı.

Başlatılan haciz işlemlerinden dolayı birçok çiftçimizin traktör ve tarım aletleri haczedilmesi görüntülerini medya vasıtası ile gördük.

Bu sebeple de haciz işlemleri için Mart ayına kadar ertelenme kararı alındı.

Ancak bu karar çiftçimizin derdine merhem olmadığı gibi yüksek faizle borçlar katlanarak artmaya devam ediyor.

Bu noktada bizim iktidara önerimiz şudur; Tarım Kredi mağduru çiftçilerin, borçlarındaki yüksek faizlerin silinerek, anapara borçlarının da makul bir süreye yayacak şekilde bir yapılandırmaya tabi tutulmasıdır.

Çiftçimize yasada belirtilen milli gelirim %1’i oranındaki destek verilmediği gibi verilen desteklerin de dağıtımı organize edilememektedir.

Bu sebeple verilen destek iki kısım halinde verilmeli, birinci kısımda çiftçi girdi maliyetleri düşürülmeli ikinci kısımda ise mahsul zamanı çiftçimizin eli kolaylaştırılmalıdır, ürününü satmaya zorlanmamalıdır.

Dış Ticaret Açığı

Ülkemizin ekonomide yaşadığı sıkıntının anlaşılması bakımından burada bazı rakamları dile getirmek istiyorum.

Bakınız 2020 yılında;

İhracat:169 milyar 482 milyon dolar, İthalat: 219 milyar 397 milyon dolar.

Dış Ticaret Açığı: 49 milyar 915 milyon dolar, 2019 Dış Ticaret Açığı:29 milyar 512 milyon dolardı…

Bu rakamlar karşısında zarar ederken, kar ediyoruz diyebilirler bundan da endişeliyiz.

Fakat bu bile tek başına nasıl bir sorunla karşı karşıya kaldığımızı izah ediyor.

Van’da Turizm Öldü

Bu noktada bir probleme daha dikkatlerinizi çekmek istiyorum; Geçen hafta Van’dan arkadaşlarımız geldi özellikle durumlarını anlattılar.

Van Doğu Anadolu’da Turizm’den en çok faydalanan iller arasında geliyordu.

Türkiye İran arasındaki Van Kapıköy, Ağrı Gürbulak ve Hakkari Esendere sınır kapıları, Türkiye Irak arasında Hakkari Üzümlü sınır kapısı yolcu giriş çıkışlarına kapalı durumda.

Havayolu açıkken sınır kapılarının kapalı olması mantıklı değildir, insanımız mağdur olmaktadır.

Turizm konusunda batı illerimizde turizm özel muameleye tabi, İstanbul’da turistler serbestçe gezebiliyor.

Van’da turizm kaynaklı ticari hayat sekteye uğramış durumdadır.

 Hükümet ülke genelinde turizme öncelik tanırken burada kolaylık sağlamaması tutarsızlıktır. Gerekli tedbirler alınarak bir an evvel yolcu giriş çıkışlarının başlatılmasının gerekli olduğu çağrısını yapmak istiyorum.

Boğaziçi Üniversitesinde Yaşananlar

Boğaziçi Üniversitesi’nde yaşanan gelişmelere de temas etmekte fayda görüyorum.

Boğaziçi konusu şu an odak haline geldi. Öğrenciler, rektör seçimini itiraz ettiler.

Boğaziçi önemli bir üniversite hiçbir zaman sınırların aşılmaması gerektiğine vurgu yapmayı bir görev biliyorum.

Bizim inanç temellerimize saygısızlık kesinlikle yapılmamalı.

İnsanları bu noktada kavga eder hale getirmemek gerekir.

Şimdi öğrenciler de, hocalar da bu atamaya karşı tepki gösterdiler. Bunu demekte onların hakkı…

Sn. Cumhurbaşkanı bundan birkaç yıl evvel yaptığı konuşmalarda; “iktidara boyun eğmeyin dik durun görüşlerinizden taviz vermeyin” diyordu.

Gençlerde bu çağrıya karşılık verdiler, dik duruyoruz, boyun eğmiyoruz dediler.

Kendilerini İslami hassasiyet sahibi gösterenler bizim İstanbul İl Başkanımızın yaptığı açıklamada, onun dile getirdiği bazı hususları hiç gündeme almanda, bunlara destek çıktığını yazdılar.

Bende açtım telefonu kendilerine sordum, ajanslar böyle veriyormuş!

Yok, arkadaş yahu dürüst olmak lazım! Gazeteler televizyonlar milleti doğru bilgilendirmek yorum yaparken de eksiksiz, yanlışsız bir yorum yapmakla mükellefler.

Siz söylenenin bir kısmını görmeyecek öbür tarafı da alıp istediğiniz gibi istismar edeceksiniz.

Sonra diyeceksiniz ki biz dindarız.

O yüzden ben dedim ki; biz İslamcı değiliz Müslüman’ız.

Müslüman yalan söylemez, Müslüman iftira etmez, Müslüman yolsuzluk yapmaz, Müslüman rüşvet alıp vermez.

Gerçeklerin bir kısmını söyleyip bir kısmını söylememek dürüstlük değildir.

Onun için biz bu açıklamalarımızı yaparken bir yerde yanlış varsa o yanlışı dile getiririz.

Öbür taraftan da dile getirilen makul bir husus varsa onun da arkasında dururuz.

Doğruya doğru yanlışa yanlış!

Hibya Haber Ajansı

Etiketler

Berkan Yıldırım

1992 doğumlu. Eskişehir Üniversitesi Radyo Televizyon ve Sinema bölümü 3. sınıf öğrencisi. 2 yıldır çeşitli dergilerde editörlük görevi yapmaktadır. En büyük hayali ulusal bir gazetede editörlük görevine devam etmek.

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı
Kapalı